Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

İnsan Allah’ın şaheseri

11 Mayıs 2012

insan_allahin_saheseri.jpgMilyondan fazla insanların gözlerine ışık vermek vede Allahını bir an olsun unutmamak, verilen gücün Allah gücü olduğuna inanmak, aynı zamanda yaratıcı gibi de şiirleri, hikayeleriyle okurların dikkatinde durmak sadece yetenekle değil, aynı zamanda sabırla, mücadeleyle kazanılan bir başarı.
Sizlere sunacağım profesör Paşa Galbinur dünya ülkelerinde tanınan göz uzmanıdır, aynı zamanda şiirler, hikayeler yazıyor. Dünyevi konular üzerinde hikayeleri var. Onunla röportaj yaptığım zaman yeni yayında olan kitabından bahs etti, o yüzden söhbete yeni kitabdan başlamaya karar verdik.

…Tüm dünyada büyük hecmde olan eserler küçülerek küçük hecmde yazılmış. “Gara su” hikayem olaylardan dolayı büyük hikaye, ama küçük biçimde yazıldığı için sadece küçük hikaye gibi takdim olunmuş. “Gara su” miniatür hikaye. Artık tüm dünyada miniatür hikayeler yazılmakta vede daha çok yazılmaya başlamış. Çünkü XX yüzyıl insanlara öyle bir ortam yaratmış ki herkes zamanı deyerlendirme gücünü kullana bilsin. Aynı zamanda insanların hassaslığı, tefekkürü o kadar geniş ki hatta az sözle çok fikri ifade ederek okurların dikkatinde durmak mümkün.

– Aslında okurlar için de hoş bir durum…
– Tabii ki.

– Belki 10-15 sene olmuş ki dünya ülkelerinde yazarlar miniatür romanlara müracaat ediyor. Ama Azerbaycanda ilk defa olarak miniatür romanı yazan sizsiniz…
– Galiba “Gara su” hikayesiyle ilk adımı ben attım. Hikaye ilk defa 2008. yılda “Azerbaycan” dergisinde yayınlandı. Rusca yazdığım hikaye iki defa büyük tirajla yayınlanmış. “Genc yazarlar ve sanatçılar” gurumu “Qara su” hikayemi yılın deyerli hikayesi olarak ödüllendirmiş. Hikaye 2011. yılın Ulusal Kitab Ödülünün 10 seçilmiş eserlerindin biri.

– Doğru mu “Gara su” ve kitabın içinde olan diger “Göz dağı” hikayeniz üzerinde uzun zaman düşünmüş, sonra yazmışsınız?
– Her iki hikayem üzerinde 8 sene çalıştım. Çok citti yaklaştığım için şu hikayelere yıllarımı vermişim. Önce ilk hikayeni yazmışım, rusdilli okurlar tarafından ilginc karşılandığını görünce ve tabii ki, çok sayda mektiblar alınca anladım ki, ikinci hikayeni de yazmalıyım. Her iki hikayeni aynı zamanda yayınladım. Hatırlatıyım ki şu hikayeden önce esseler yazmıştım, sonra tıbba ait makaleler yazmaya başlamışım, daha sonra hikayeler yazdım. Gerçi “Gara su” hikayemden önce hikayeler yazmıştım, ama ilk defa “Gara su” hikayemi okurlara takdim ettim.

– Belli ki diger hikayeleriniz zamanını bekliyor…
– Ben yazdığım her yazıya, özellikle hikayelere uzun zaman ayırır, üzerinde düşünürüm. Hatta yıllarca bir hikaye üzerinde düşüne bilrim. Yani her şey zamanında güzeldir.

insan_allahin_saheseri_1.jpg– Hikayelere olan ilginiz sizi şiir dünyasından uzak tuta bilirmi?
– İmkansız bir şey. Çünkü ben hikayeni de, şiiri de aynı zamanda yazmaya başlamışım, hatta böyle devam etmeyi düşünüyorum. Ama şunu da söyleyim ki şiir kitablarım daha çok yayımlanmış, bu yüzdenm okurlar daha çok şiirlerimi okumuş. Dediyim gibi “Gara su” miniatür hikaye. Dünyaca ünlü yazarlar miniatür hikayelerle bağlı olumlu fikirler söylemiş. Miniatür janrı zamanın dikte ettiyi janr. Aynı zamanda Azerbaycanın ünlü isimleri bu hikayeyle ilgili olumlu fikirler söylemiş.

– Kitabta fark ettim zaten…
– Yeni kitabı okuyarak bana kendi fikrinizi söylerseniz sevinirim. Çünkü siz de zevk sahibisiniz. Hatta kitab üzerine röportaj yapmayı bile öneriyorum.

– Neden olmasın, büyük memnunluk duyarım efendim. Aslında haklısınız da kitab üzerinde tartışılacak bir röpörtaja ihtiyac var.
– Yani istediyiniz zaman hikaye üzerine tartışmaya hazırım. Aslında çok iddialıyım. Neden hep yabancılara hayretle bakmalıyız ki?! Onlar da tıpkı bizim gibi su içiyor, ekmek yiyor, peynir yiyor ve başka. Böyle olunca neden yabancıları hep kendimizden daha yüksek görüyoruz ki?! Yabancılarla konuşma sırasında hep tanık oldum, bizim halkın tefekkür tarzı, yeteneyi, envanter deyerleri onlardan yüksek. Bu açıdan, böyle bir iddiayla hikayemi dünya okurlarının dikkatine ulaştırmak istedim. Bilyorsunuz ki şiiri başka dilere çevirerek yabancı okurların dikkatine ulaştırmak çok zor, ama hikayeleri tam da olmasa yüzde 90 fikirleri ulaşrıtmak mümkün.

– Şiir dünyasından bahs ettikte aklıma geldi: Dünyanı vesf eden şairler çok olsa da, galiba her şairin ömrü dünyanı vesf etmeye yetmemiş?
– Düşünmüyorum ki her şairin ömrü dünyanı vəsf etmeye yetmez. Tabii ki insan ömrü dünyanı vesf etmeye yetmez. Ama Pikasso 1-2 çizgiyle bazen çok fikirleri açmış. Aynı zamanda şairler de bir noktadan dayanıbta kendi düşüncesinden gözüken biçimleri ustaca, yetenekle, Allahın yarattığı büyük mucizenin bir hissesini olduğu gibi verme gücündeyse bu çok büyük bir iş. Çünkü Yaradan dünyanı zerreden yaratmak gücünde olan yaratıcı. Zərrəni vermek aslında dünyanı vermek demek. “Tanrı mühürü” isimli essemde böyle bir fikir var: Bir ressam resm yaratır vede altında imzasını yazıyor, hatta iki yerde imzasını yaza bilir. Ama Yaradan şah eseri olan insanı vede diğer canlıları, bitkiler alemini yaratmakla kendi imzasını koymuş. Tanrı kudretine bakın siz. Tanrı mühürü onun yarattığının tüm her şeyde gözüktürür. Tanrının insanoğlundan yaradıcılıkta farkı işte bu. Tanrı izn vermiş ki yaradıcı insanlar aynı zerrenin bir noktasını anlattıkta, vesf ettiyinde aynı zamanda tam olarak vesf etmiş olsun.

– Siz nasıl şair gibi dünyanı farklı vesf etmek iddiasında oldunuz, yoksa bir zamanlar dünyanı vesf eden büyük şairlerin yoluyla devam ettiniz?
– İlginc soru. Sorunun ilk bölümünü kendime ait ediyorum, çünkü kimsenin yoluyla gitmedim. Hep gedilmiş yoldan korktum, bu açıdan şimdiye kadar gedilmeyen yolu tercih ettim. Bunu becerdimse ne mutlu bana.

– Aslında gedilmeyen yolu bulmak, aynı yolla ilerlemek o kadar da kolay değil?
– Tabii ki, yeni yolu tercih etmek daha artık zorluklarla yüz-yüze gelmek demek.

– Kitabınızda böyle bir fikir var: “Şiir dünyasında ve ilmin yollarında güclü düşmanlarla da karşılaştım, dostlarla da” diyorsunuz. Düşmanın varlığı size daha çok başarı kazandrdı, yoksa dostların varlığı?
– Düşmanın varlığıyla adama iyilik yapacağını hiç düşünmüyorum. Çünkü karşıma çıkan düşmanlar hep bana mani oldu. Gideceyim yolu defalarca uzatmışlar, yolumu dağa-taşa salmışlar. Bana gerek olmayan engelleri aşmak için, gücümü kullanmak için beni mecbur etmişler. Oysa yaratıcılıkla uğraşırdım, insanların gözüne ışık verirdim, yeni üsuller keşf ede bilirdim. Bu açıtan düşmanlar bana mani olmuşlar diye düşünüyorum.

– Ama bir deyim daha var: “Beni dostumdan koru, ben düşmanımı hallederim”.
– Aslında bas ettiyiniz deyim benim fikrimi onaylıyor. Bu, dost gibi gözüken düşman anlamında. Böyle biri daha tehlikeli, beklemediyin bir zamanda ne edeceyi belli olmaz. Düşman zaten düşman, dost gibi gözükürse çok tehlikeli.

– Hayatınızda mucizeler çok olmuş-13 yaşında “Gözler” şiiri yazdınız ki bu şiir sonralar sizin göz uzmanı olarak dünyaca ünlü olmanızdan haber vermiş. Ama önemli bir makam daha var, şu hayatta her şey Allahın yazdıklarıyla oluyor. Yazılanlar önceden herhangi bir işaretle kendini ortaya çıkarıyor.
– Tabii ki, bunlar mucize değil. Ama inandığım o ki Yaradan yarattıklarını bazı programla yaratmış vede İnsan demin dediyim gibi Allahın şaheseri. İnsanlar doğdukları andan kısmeti yazılmış. Ama bir makamı unutmayalım kısmetten çıkan oluyor, yani sağ-sol yönde değişiklik ola bilir. İnsanoğlu kendi taliyini mahv ede bilir, aynı zamanda iyi yönde de devam ettire bilir. Yani “Senden hareket, benden bereket”.

– Çoğuzaman şairleri duymak zor oluyor. Mesela sizin öyle şiirleriniz var ki, isim var, ama sonra sadece noktalar yazmışsınız. Aslında ismiyle her şey belli, ama anlayana…Yine de siz anlatırsanız, daha iyi olur bence…
– Bazen buz dağının sadece zirvesi gözükür, suyun üzerinde olan küçük bir tarafı gözükür. Oysa suyun altında olan hisse gözüken hisseden daha büyük. Hayatta böyle. Benim sadece ismiyle tanınan, sadece bir mısralık şiirlerim çok. Mesela aynı şiirlerin birinde demişim: “Geceler görünmür, duyulur deniz”. Anlamı şu, çoğuzaman her şey duyğuyla oluyor. Duyğu olan yerde anlatmaya gerek yok zaten. Bu açıdan sizin bahs ettiyiniz şiirlerde sadece isim yazmışım, anlatılacak sözlerise noktalarla anlatmışım. Noktalar olan boşlukları benim modern okurlarım bildiyi gibi anlaya bilir. Aynı zamanda okurlarımın her biri noktaların neden olduğu üzerinde düşünsün.

– Böyle bir durumda yanlış anlaşılmadan korkmuyorsunuz ki?
– Hayır korkmuyorum. Çünkü atalar demiş: “Yanlış da bir nakış”. Bazılarının fikri hakikata daha yakın. Bilyormusunuz tefekkürün gelişmesi için okurlara alan verilmesi çok önemli.

– O zaman siz söze de çok önem veriyorsunuz değil mi? Mesela sizin hayatınızda sözün yeri?
– Söz benim için her şey demek-söz ilac, söz silah demek. Söz hava gibi önemli. Havasız insan boğulur ya, sözsüz insan da öyle. Söz ışıktır, ışığı sözle tutmak mümkün, yani sözle ışığa ulaşmak mümkün.

– Aslında sözle insanı iyi anlamda etkilemek mümkün, aynı zamanda sözle insanı mahv etmek oluyor. Anlaşılan şu ki sözdeki güc insanı hayret içinde tutuyor…
– Sözün etkisinde olan insanı sözle iyi yönde aparmak mümkün, aynı zamanda mahv etmek bile mümkün. Çünki insanın varlığı var. İnsanı sözle etkilemek oluyor, çünkü insan sözü anlıyor. Ama hayvanı sözle etkilemek imkansız, çünkü anlamıyor, hayvan işte. Bu açıdan insanoğlu Allahın şaheseri olarak kalıyor.

– Ama diyorlar ki, 50-100 yıl önce yaşayanlar sözün kıymetini daha iyi bilmiş, ama şu dönemde söz sanki kıymetten düşmüş gibi…
– Bilyormusunuz, zamanla deyişiklikler ola bilir. Mesela çoğuzaman diyorlar ki, Hazar denizinde suyun sethi güclenmiş tüm şehrin su içinde kalma tehlikesi var, ama başka bir zaman diyorlar ki, deniz kuruycak. Ama ne diyorlar, sadece söz olarak kalıyor. Hala bile Hazar kurumadı, nede suyun gücü çoğalmadı. Gördüyümüz her bir şey hepsi Allah tarafından idare edilir. Yani her şey Yaradana bağlı. Yaradan ne ister, o da olacak.

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=