Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

Dünyaca ünlü dansöz

20 Temmuz 2012

dunyaca_unlu_dansoz.jpg İlona Tağıyevla beraber artık ikinci defadır ki www.haber1.com okurları için röportaj yapıyoruz. Dansöz sanatına büyük önem veren İlona hanım şu dönemde sadece Azerbaycanda değil, aynı zamanda tüm dünyada sanata gelişin bir kadar kolay olduğunu söylüyor. Aslında haksız da sayılmaz. Şüanda dönem öylesine değişmiş ki, gördüyümüz her şey sadece bizleri o an ilgilendirir, görmeyince unuduruz. Oysa sanat denilen şey unutulmamalı…

– Sanata nasıl geldiyinizi merak ettim doğrusu…umarım okurlarım da benim gibi düşünüyor.
– Hala çocuk yaşlarımdan dansla uğraştım. Orta okului bitirdikden sonra Medeniyet ve Sanat Universitesinin rejisör fakultesinde eğitim görmüşüm. Sonra “Bakü son baharı-85” müsabakasında ilk yerlerden birini kazandım. Dansöz sanatıyla onlarla ülkelerde Azerbaycan milli danslarını tebliğ etmişim, vatana ödüllerle dönmüşüm. Aynı zamanda Azerbaycanda “Hanım-Hatun”, “Ozan “, “Altun nota”, “Oskar Sima, “Zirvedekiler”, Seçilenler, “İmam” ve başka onlarla ödüller kazanmışım. Aynı zamanda dansöz ustad sanatkar adını kazanmışım.

– Başarılarınız çok olmuş bilyorum işte, çünkü hep takib ettim…
– Bilyorum…En zor günlerimde bile bana destek vermen bir daha kanıtlıyor ki sen yazar olarak sanata büyük önem veriyorsun. Hatta onu da biliyorum ki, sen sadece bana değil, zor durumda olan insanların hepsine destek veriyorsun, onları savunuyorsun. Bu huyuna göre seni çok severiz bilyorsun işte…

– Teşekkür ediyorum…
– Benim sanata geldiyim dönemde yetenek, profesyonel olmak çok önemliydi. Bu yüzden hem eğitim zamanı, hem de iş sürecinde hep çalışır, daha çok emek verirdik. Bilyorsunuz ki Azerbaycanda profesyoneller çok, ama onların kıymetini bilenler az. Ama iyi olan o ki kıymet bilenler hala var. Ben ilk eğitimi Baküde almışım, ama daha sonra Moskovada Başkan Akademisinde eğitim gördüm.

dunyaca_unlu_dansoz_1.jpg– Sovyetler döneminin son yılları sizin profesyonel sanatla gelişiniz vede kendinizi dansöz olarak kanıtladığınız bir dönem. Aslında o dönemde bile sanata gelmek çok zordu..galiba siz şanslıydınız…
– Hala Sanat Universitesinin rejisör fakultesinde eğitim görmüşüm. Benim yaşta olan arkadaşlarımdan farklı olarak ben öğrenci olarak daha çok bilgiye sahib olmak için edebiyatlar okur, sanat öğretmenlerimi iyi dinliyor, bilmediklerimi soruyor, aynı zamanda çalıştığım “Celale” dans qrupunda folklor, milli, balo, hatta dünya halklarının milli danslarını benimsemiştim. İşlerimiz, o kadar hızla gelişiyordu ki, bu yüzden hep yeni idealar arkasınca koşuyordum, bu yüzden dinlenme fırsatımız bile olmazdı. İşte bi yüzden bir kaç yıl sonra sanat öğretmenim Kemal beyin desteyi, aynı zamanda teşebbüsüyle “İlona” tiyatro stüdyosunu yarattım. Rejisör fakultesinde okumam bana fırsat verdi ki, “İlona” tiyatro stüdyosunda hazırlanan dansların kuruluşlarını kendim yapım. Yapıyordum, çok iyi görüntü yaranıyordu vede kabul olunurduk. Bilyormusunuz, yoğun iş bana bir şeyi öğretti: mesleğini sevirsen, o zaman fazlasıyla emek vermen lazım.

– Siz başarılı olduğunuz kadar da işinize fazlasıyla emek vermişsiniz…
– Emek vermeden başarı kazanmak imkansız. Başarılı insanlar hep kazanır, ama istisnalar da olmamış değil. Belki fazlasıyla başarılı olan insan birileri tarafından kıskanılır vede kötü etkinin, kötü münasabatın kurbanı oluyor. Ama bu bir istisnadır…

-Yönettiyiniz “İlona” tiyatro stüdyosuyla bağlı ne derdiniz?
– “İlona” tiyatro stüdyosu Ümumittifak Tiyatro Birliyinin üyesi olmuş, hatta stüdyomuzun mali işleri Moskova tarafından gerçekleştiriliyordu. Hatta stüdyomuzun isminin “İlona” olmasını da Moskovo taraf önermişti. Yani sadece destek acıdan Moskovanın yardımı vardı. Diğer işlerdese özgürdük. Mesela, stüdyoda danscı, rejisör, bale gibi faaliyet göstererek onlarla dansı benimseyip seyrcilere taktim etmişim.

– Dansöz sanatı belki bakınca kolay gözüke biliyor ama zor bir sanat olduğu belli. Özellikle dansların anlam taşıması ve dansçının her gösterdiyi dansda bu anlamı açması söz konusu. Sizin hazırladığınız dansların da anlamı olmamış değil?
– Bir örnek göstercem . Bilyorsunuz ki Hind sineması hep dünyanın dikkatinde. Aslında Hind sinemasını fazla dikkat ayıran ülkeler, sanatı seven, sanata değer veren ülkelerdi. Bunun da nedeni var. Hind sinemasından bahs etmek bana düşmez, bunu siz daha iyi bilirsiniz, çünki araştırmaçı olarak çalıştığınız yıllarda dünya sinemasını araştırdığınızı bilirim. Siz bir yazar olarak sanatı çok güzel biliyorsunuz vede güzel yorum yapıyorsunuz.

– Ama ben Şarkiyat fakultesinden mezun oldum.
– İşte bi yüzden son zamanlar tarihden, politikadan yazdığınız yazıların dikkatte durması beni hem sevindiriyor, hem de üzülürüm. Çünki belki bir daha sanattan yazmazsın, kendini tamamen mesleğine kaptırırsan falan işte düşünüyorum, ya o zaman bizlerden kim yazcak….

– Ya lütfen yapmayın, düşündüyünüz şeye bakın, tabii ki, sizleri hiç unutmam. Çünki ben sanatın berbat olduğu bir devrde sanattan bahs eden yazılarla gündeme geldim vede Azerbaycanda sanatı koruyarak onu yarın için geliştirmek isteyenlerin sırasında durdum. Ama hala görülecek işler var, hala da Azerbaycanda sanatla bağlı kuşkularım var, bu yüzden sizleri terk etmemi düşünmeyin.
– O zaman söhbetin devamına bakalım. Hind sinemalarını müziksiz düşünmek imkansız, bilyorsunuz işte. Bir filminde belki 5-8 şarkı olur. Şarkılar oyuncular tarafından okununca ister geysilerin deyişmesi , hatta mekana uyqun, deyişik renglerde olan geysiler seyrcini çok etkiliyor, aynı zamanda dans ederek şarkını söylemeler falan hep dikkatte. İşte 3-5 dakikalık bir şarkıda hem geysiler gösteriliyor, hem dans sanatının özelliyi gösteriliyor, hem de ruhumuzu okşayan bir şarkını dinliyoruz, hatta şarkını oyuncu okumasa bile. Gösterilen sanatların her birinde anlam çok önemli. Şarkının sözleri, ona uyqun hareket ve geysi, aynı zamanda dans sanatının özelliyi ve güzelliyi. Bahs ettiklerim Hind sinemasını bakımlı ediyor. Hind sinemasını sadece bir örnek olarak gösteriyorum, oysa diğer milletlerin de danslarında anlamlı makamlar çok. Ama biz Azerbaycandakı dans sanatından bahs etdiyimiz için konumuz sadece Azerbaycan dansı olcak. Azerbaycan dansı çok özeldi, özellikle milli danslarımız, sanki bir film. Bizim farklılığımız şu: 3-5 dakikalık danslarımıza film izleyirmiş gibi bakıyoruz, çünki dansın konusu bizi düşündürüyor, uzaklara aparıyor, hatta çözülesi makamları bile çözmeye yardım ediyor.

– Aynen katılıyorum. Duyduğum doğru mu 200’den fazla dünya danslarını yapmak için dansöz geysileriniz var?
– Doğru. Ama o kadar da kolay olmadı şu giysileri almam. Sağlığımı bu sanata koyarak bu kadar dansları benimsemişim vede 200’den fazla dansöz geysilerim var. Bilyormusunuz, bu geysileri kendi paramla almışım, bunların her birini çok iyi saklıyorum. Bildiyiniz kadarıla 90. yıllardan sonra sanat epey zaman dikkatten kenar kaldı, hatta hiç kimi ilgilendirmedi bile. Ne de olsa Azerbaycanda yaşanan trajedi hepimizi etkilemişti. O yıllarda sanatçılar hepsi zor günler yaşadı, bizim ekmeyimiz sadece bu işden çıkıyordu bilyorsunuz işte. O kadar zor günlerim oldu ki, ama hiç bir zaman sanatıma ihanet etmedim, sanatımı kullanmadım, hatta bu kadar geysilerimi bile satmak fikrinden uzak oldum.

– O zor günlerde vatanı bir an olsun terk etmediniz..İşte vatan sevgisi bu olmalı gerek…
– Vatanın iyi gününde yakınındasın, ama kötü gününde çekib gediyorsun? Bu haksızlık değil mi? Eğer iyi günlerde milletim, halkım, ülkem beni destekliyorsa, demek ki, ben de onun kötü gününde yakınında olmalıyım, gerekirse son ekmeyimizi bile bölmeliyiz. Bilyorsunuz ki, ben bütün dünya ülkelerinde olmuşum. Vede hepsinde Azerbaycan müziyini, dansını, sanatını böyük zevkle tebliğ etmişim. Gittiyim ülkelerde hep Azerbaycan bayrağını zirvelere yükseltmişim, bu hep böyle olcak. Bu ülkelerden hep iş tekliflerimi alsam bile bunu sadece kontratla bir kaç aylık kabul ediyorum. Ne de olsa o ülkelerde de Azerbaycan Türkleri yaşıyor, onlar milli müziyi, sanatı unutmamalı. O ülkelerde yaşayan insanların çocukları dilimizi, dinmizi unutmamaqla beraber, aynı zamanda milliliyimizi de unutmamalı. Bu yüzden sadece görevimi yapıyor, ama birdefalık başka ülkelerde yaşamayı, çalışmayı hiç aklımın ucundan bile geçirmiyorum.

– Önemli olan da bu zaten…Sizin gibiler var oldukca hayat daha güzel olcak….
– Ama unutmayın bizlerin var olması sizin gibilere bağlı…Her şey için teşekkür ediyorum…

ULDUZE QARAQIZI
ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=