Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

Er ya da geç rüyadan uyanacağız

28 Ağustos 2012

Xalq müziği sanatçısı Besti Sevdiyevayla tanışlığım yıllar önceye raslıyor. Azerbaycan müziğinin zor janrı olan muğam ifaçılığında, aynı zamanda halk türküsünün ifaçılığında önemli yeri olan sanatçının şu sanata gelişi zor günlere raslıyor. Buna rağmen zor günlerde sanat için mücadele aparmasını becerdi. Dünya ülkelerinde Azerbaycan müziğinin tebliğiyle uğraştı. Aslındaysa müzik bahaneydi, Besti hanım Azerbaycanın hakk sesini dünyaya ulaştırmaya çaba gösteriyordu.

Onun ifa ettiyi muğamlar adeta erkek sanatçılar tarafından okunur, çünkü erkek sesine daha uygun. Ama Besti hanımın da sesi çok yüksek olduğu için o tüm kalbiyle “Mirze Hüseyin”, “Bayatı Gacar”, “Hümayun”, “Rahab” ve b.muğamlarını ifa etti. Onlarca türküler, , tesnif, aşıg müziği, ünlü bestecilerin eserlerini ifa eden sanatçının 6 audio video kompakt diskleri yayınlanmış.

er_ya_da_gec_ruyadan_uyanacagiz.jpg Sanatçıyla telefon bağlantısı kurarak onunla haber1.com sitesi için röportaj hazırladığımı söylerken Besti hanım tatildeydi…Bir kaç gün sonra o tatilden döndü vede şu röportajı yapma fırsatımız oldu.

  • Azerbaycanın klasik müzik janrı olan muğam hep dünya müzisyenlerinin dikkatinde olmuş. Gerçi 1990. yıl olayından sonra muğam epey zaman önemli müzik janrı olmasına rağmen unutulmak tehlikesiyle karşılaştı. Ama sizin gibi sanatçıların sayesinde muğam şu tehlikeden kurtuldu…

  • Bu konuda hep az konuşulmuş, hatta benden bu konuda ilk defa siz soruyorsunuz. Bu yüzden teşekkür ediyorum, çünkü önemli bir konunu hatırlattınız. 1990. yıllar…çok zor yıllardı… Azerbaycanda yaşanan bühran tarihe yazılmış, ama hafızalardan hiç silinmeyecek. Her alanda olduğu gibi müzik alanında da zorluklar fazlasıyladı. Özellikle muğam janrı. Hatta muğamı hatırlamak isteyen kim.
  • Ama siz hatırladınız, hatta unutmak bile istemeden hatırladınız…

  • Çünkü muğamı çok seviyorum, muğama karşı olan böyle bir biganeliyi nasıl kabul ede bilirdim ki. Hatta o zor günlerde bana diyordular ki millet nelerle uğraşıyor, sen nelerle uğraşıyorsun. Ama bu da milletin işi değil mi, muğam milletle belki aynı günde yaranan bir müzik janrı, nasıl unuta biliriz ki…Eger herkes çalıştığı alanda biganeliye karşı çıkarak zorluklarla mücadele aparmısını biliyorsa o zaman tüm problemleri çözmesiniz biliriz. İşte ben zor yıllar dediyimiz zamanlarda dünya turnesine çıktım. Önce müzik ekibimle Vietnamın bir kaç şehrinde konser programı düzenledik. Konser programlarını Karabağ şikestesiyle başlayır, aynı zamanda son olarakta Karabağ şikestesini ifa ediyordum. 1990. yılında sanat öğretmenim, dünyaca ünlü vokalçı Lütfiyar İmanovla Almanyada olduk. 2 bölüm olan konser programının ilk bölümünü muğam üzerinde kurarak takdim edir, 2. bölümüyse vokalla takdim ediyorduk. Hocamız Lütfiyar İmanov dünyaca ünlü vokalçı idi. Rahmetlik vatana, millete ait o kadar eserler ifa etti ki seyrcilerin nasıl heyecanla Lütfiyar İmanovu takib ettiyini sadece görmek lazımdı. Sonralar hocamla kardeş ülkede – Türkiyede konserler verdik, daha sonra bir kaç ülkede olduk, hepsinde de Azerbaycanı tebliğ ettik.
  • Zor dönemde dünya turnesine çıkmak riskli olduğu kadar da tabii ki bir tebliğattı.

  • Tabii ki. Hatta hocamız Lütfiyar İmanov da diyordu ki, konser bahane zaten. Gerçekten konser bahaneydi, çünkü konser programın ilk bölümünü resmi bölüm olarak takdim edir, yani Azerbaycan hakkında bilgi verir, hakk sesimizi dünyaya ulaştırmaya çalışıyorduk. Biz mücadele aparmaktan bıkmır, hep hakk sesimizi dünyaya ulaştırmasının bir yolunu bulurduk. Hatırlatıyım ki, şimdiye kadar bununla ilgili basında bilgi vermedim, çünkü görülen işler hep tarihin sayfasında. Ama sen her zamankı gibi yine de ağzımdan laf almasını bildin.
  • Görülen işler tarihin sayfasında doğru, ama konuşularak anlatılmalı. Bu kadar mücadele aparmışsınız, ama hep bir tarafta sakin olayları takib ediyorsunuz. Hiç bu kadar iş görmeyenler bile konuşuyor, ama siz sadece bekliyorsunuz…

  • Konuşmakla bir yere varmak imkansız, iş görmek gerek bence. Eger hepimiz kendi mesleyimizle şu mücadeleye katılsak o zaman Azerbaycanımızın karşısında hiç bir ülke dayanamaz.
  • Zor yıllar artık geride kalmış…şüan için 2012 yılını yaşıyoruz, mücadeleniz hep devam ediyor. Ama yıllar önceyle şüankı seneni kıyaslarken değişikliklerin çok olduğunun tanığı oluyoruz…

  • Her anın kendi hükmü olduğu gibi, her dönemin de kendi hükmü var. Devr başka, şimdiki devrde dünya ülkelerine kolayca seyahat etmek mümkün. Eski devrle kıyaslarken görüyüoruz ki artık Azerbaycan bağımsız devlet olarak dünyada tanınmış. Biz sanatçılar artık dünyaya Sovyetlerin vatandaşı olarak değil, bağımsız Azerbaycanın vatandaşı olarak gediyor, ülkemizi, milletimizi tebliğ ediyoruz. Azerbaycanımızın bağımsız bir devlet olarak dünyada söz sahibi olması beni çok sevindiriyor. Hala bile unutmadım yabancı ülkelerde Karabağ şikestesini ifa ederken ingilis seyrciler heyecanla beni alkışlıyordu. Belki o hiç tam olarak beni anlamadı, ama müziğin dili yok diyorlar ya, aynen öyle bir hissle bizi alkışlıyordular. Bu gibi makamlar beni ağlatıyor.
  • Aslında sizi ağlatan haksızlıklar..Karabağ hala düşman esirliyinde inliyor…Bu dert ne zaman bitecek malum değil
  • Tarihden de belli ki, dünyada yıllarca devam eden savaşlar olmuş vede haksız taraf er-gec mağlub olmuş. Biz topraklarımızdan vazgeçmedik, geçmeye hakkımız bile yok. Sadece tüm bunların bitmesi için zaman lazım. Birgün bu kötü rüyadan uyanacağız. Çünkü mücadelemiz devam ediyor. Gerçi bu gibi haksızlıklar iç dünyamı fena şekilde etkiliyor, ama sanatıma hiç bir etkisi yok. Zor günlerde daha çok sanatıma sarılır vede sanatımla haksızlığa cevab veriyorum. Muğam benim canım, kanımdır, ben vokalçı olarak eğitim görmüşüm, ama muğamla nefes alıyorum. Muğamı evlatım olarak seviyorum, hep diyorum ki benim iki değil üç evlatım var. Hatta evlatlarım doğmadan önce benim için muğam vardı.
  • İşte bu sevgiden dolayı artık yıllardır Sanat Universitesinin muğam kafedrasında öğretmen olarak çalışıyorsunuz…

  • Yani muğamı sadece sahnede, konser salonlarında, dünya ülkelerinde değil, aynı zamanda öğretmen olarakta tebliğ ediyorum, onlarca öğrencilerim var. Güclü sesi olan öğrenciler çok, inanıyorum ki genc nesil de muğamın tebliğiyle layıklı şekilde uğraşacak.
  • Duyduğum kadarıyla size göre muğam eğitimi görmek isteyen öğrenciler çok, özellikle de kızlar sizin isminizle Sanat universitesine geliyorlar…

  • Doğru duymuşsunuz. Bir sanatkar olarak benim ailem, çocuklarım hep örnek olmuş. Ben toplum için, millet için iyi çocuklar yetiştirmişim, aynı zamanda sanatımla hep örnek olmuşum. Işte bu yüzden insanlarımız çocuklarının benim gibi sanatçıların öğrencisi olmasını diliyorlar. Ama ses önemli, eger öğrencinin sesi varsa, muğamı kalbten, içten ifa etmesini biliyorsa ben onu daha iyi hazılıyorum. Devamçıların olması da önemli, değil mi?!

ULDUZE QARAQIZI

ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=