Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

Söz konusu kahraman olunca…

10 Ocak 2013

İnsanoğlunun hayata bakışı direkt aile terbiyesine bağlı. Adam gibi adam olması, büyüklere saygı, küçüklere sevgiyle yaklaşması, hakkına nasıl sahib çıkması, kendini nasıl savunması ailede gördüklerine bağlı. Yani nasıl görmüşse, nasıl duymuşsa o türlü de yapmalı, hatta yapmak zorunda. Aile etkisi çok büyük ya…o yüzden –zorunda- kelimesini kullanıyorum.

Demek istediyim şu: Ailenin çocuk terbiyesindeki rolü ve dikkati çok önemli.

Ama her aile çocugunu bir kahraman misali yetişdiremez tabii. Gerçi vicdanlı, namuslu, kendini korumayı başaran bir evlat büyütmek o kadar da zor deyil, yeter ki, aile çocugunu bu kurallarla büyütsün. Ama kendinden once etrafındakı insanların hakkını düşünen, düşünüb de savunmasını bilen, gerektiyi zaman yüzlerce, binlerce insanın sesine ses vererek onların apardıgı mücadeleye katılmasını bilen bir evlat yetişdirmek cok zor. Belki de o yüzden kahramanlar sadece yüzyılda bir defa dogulur.

Her devrin kendi kahramanları oluyor, ama kahramanların yetişmesi yani alana cıkmasi icin mutlaka zaman lazım. Bir anlık Kullar İsyanını-Spartak devrini hatırlayalım. Belki de ondan dolayı ki, şüanda hakkı tapdanan müslüman dunyasının hali eski kulların haliyle aynı. Kullar İsyanı, isyanı başlatan Spartakın ismiyle baglı, tarihin sadece bir kaç sayfasını varaklayan kişiler bilyorlar işte…
Tarihçiler kusura bakmasınlar, o devrle baglı küçük bir yorum yapmak isterim. İnsanlara kul gibi davranma eskiden de, şimdi de zengin hayat tarzi yaşayan Adem evlatlarından kalmış…Paranın gücüne inanan zenginleri kastediyorum tabii, para gücüyle kendini bir lider olarak görüror, çevresine takdim ediyor ya…

…İsyanın başladığı günlerde olacaklardan habersiz bir sürü insan mecburen hayvan hayatı yaşamaya zorlanmıştı. Onların hepsi saglam, güclü, aynı zamanda haklarından haberi olmayan insanlar arasından secilmişlerdi. Yani bir insanın gördüyü is karşılığında bir parça ekmek istemesi o demek ki o artik hakkı olan her şeyden haberdar vede eyer o gördüyü iş karşılığında bir parça ekmek alırsa, yarın daha cok ekmek isteye bilir. Böyle insanlar derhal öldürülürdü, çünki onların ölümü artık zengin başçının sigortası idi. Kul gibi seçilerek bir karın ac, bir karın tok çalıştırılan insanlar başçının istediyini yapmak zorundaydı. Zamanla gücü tükenen insan sürüsü teker teker aclıktan, susuzluktan veya başçını eylendirmek için katıldığı savaş oyununda ya ölür, ya da öldürülürdü. Böyle savaşların birinde kendi devrinin kahramanına çevrilen Spartak da öle bilirdi ve bundan dolayi Kullar İsyanı baş tutamazdı. Ama savaşın kızqın anında Spartakı hedefe alan ölüm kabusu başçıya yönelir ve…devamini tarihden haberi olanlar daha iyi biliyor. Bu isyanda benim ilgimi çeken ne? Kullar demir parmaklıklari kırıp, dagıdıb ormanlara üz tutarak ormanda bir araya geldikleri zaman “şimdi ne yapmalıyız” diye tüm kullar Spartaka bakıyor. Şu makam çok önemli. Çünki mahsus o anda tüm bakışlar Spartaka yönelir. Bu artik o anlama geliyor ki, Spartak kullar arasından cesaretile seçildiyi için başçı olarak seçilmiş. Spartak başçı olmanın mesuliyetini derk etdiyi için seçim zorunda kalırken kul arkadaslarının güvenini hiss etdiyinden bu göreve sahib çikiyor. Bu da en önemli makam. Başçı olma, başçı seçilme, bir araya gelen insanların haklarına sahib çıkma demekdir, onları istenilen anda müdafaa etmek demek, onların menfaatını kendi menfaatından üstün bilmek demek. Aceba her başçı bunu başarır mı veya başarma gücünü kendinde hiss ediyor mu?

Bildiyim kadarıla, televizyondan izlediyim haberlerden dolayı yaşadığımiz XXI yüzyilda tüm türk, genellikle müslüman devletlerinde insanlar her türlü zorluklarla içinde. İş yok, ekmek parası yok, haklarını bilseler de(istisnalar da var tabii) taleb etmek için müracaat edecek her hangi bir görevli yok. Peki, bu satırları okurken “ya kardeşim yok işte, ne yapa biliriz ki?” diye çaresiz kendi kendine mirildaya bilirsiniz. Ben bu anı bekliyordum. Sorularınıza cevabım da olmamış deyil. Aceba, sizlerin başçı olarak seçib onayladığınız kişiler belki yanlış kişilerdi. “Sen ne konuştuğunun farkında mısın” diye bana karşı çıka bilirsiniz. Ama arkadaslar lütfen bir kadar akılnan düşünün, eyer başçılar sizlerin haykırtısına cevab vermiyorsa, haklarınızı korumazsa, o zaman benden hangi cevabı bekliyorsunuz? Hani eski dönemin başçıları, neden onları sadece toprak ugrunda mucadele apararak sahib oldugu görevi vicdanla hayata geçirmek, ahalisinin yaşam tarzı, sınırlarını korumak düşündürüyordu. Diye bilirsiniz ki, onların da yanlışlıkları olmamış deyil. Dogru, ama onların yanlış attıkları adımlar bile halkının, milletinin hayrına hizmet etmiş, ya şu devrin başçıları ne yapiyor? Sadece kendilerini, evlatlarını, akrabalarını, (bazı zamanlarda arkadaşlarını da düşüne biliyorlar tabii) düşünüyorlar. Peki düşünsünler, ya digerleri kim, yabancı mı? Onlar da sizin milletden deyil mi? Sorular o kadar çok ki….
Bence Spartak gibi cesur bir kahramanı beklemek deyil, onu bulmak zorundayız. Hala kendi kahramanlarımızın, Türk erlerinin ismini çekmiyorum. Hiç olmazsa Spartak gibisini bulmalıyız…

ULDUZE QARAQIZI
ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=