Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

Dil bir köprü, inanc bir köprü, tarih bir köprü…

7 Şubat 2013

Konu yine PKK olunca şu örgütle bağlı bir kaş şeyleri hatırlatmaya ihtiyac duyulur tabii…

Öncelikle şunu kaydetmek isterim ki, PKK örgütü, sadece Kürt devleti kurma amacına değil, kurulacak olan devletin, Marksist-Leninist bir rejime sahip olmasına hizmet etmesine çalışmak fikrinde olmuş. Yani hala terör örgütü faaliyete başladığı ilk dönemde maksadını açıklamış.

Mesela 7 Kasım 1978 tarihinde kurulan Terör örgütü PKK adından da göründüyü gibi sosyalist bir isçi partisi olarak tanıtılmıştı. Ama sadece propaganda maksadıyla etki altına alınmış kitlenin tamamının siyasal görüşü sosyalizm değildir. Siyasi bilinci yanıltılmış bölge halkı, örgütün bu yönünü bilmeden, sadece etnik kimliğe dayalı bir duygu ile bu örgüte destek vermiş. Oysa, PKK-nın propaganda hedefi olarak tayin ettiği bölgeler, ülke genelinde din duygusunun en yoğun yaşandığı bölgelerdendir. Dindar yada dinsel üyeleri üstün tutan bireylerin, bir komünist partiye destek vermesinin tek bir nedeni vardır, o da eğitim eksikliğidir. Yani eğitim görmeyen, dünyagörüşü olmayan insanları kandırmak bu kadar kolay işte, böyle insanlar, denilen her şeye inanıyor, hatta onları yanlış inamından vaz geçirmek bile zor…

HATIRLATMA: Arkadaşlarımla dünya söhbetleri ederken onlar arasında bazıları(tabii ki, çoğunlukla rusdilli arkadaşlarım) eski Sovetler Dönemindeki hayat tarzını şimdiki hayat tarzımızla kıyaslayarak “o devrde eğitim yüksekti, ama şimdi herkes sadece dini eğitim görmek istiyor” diye itiraz ediyorlar. Ama hep bir hakikatı unutmuşlar. Rusya, Sovetlet Birliyinin terkibinde olan Türk dilli ülkeleri dininden maksadlı şekilde uzaklaştırmıştı. Hatta hala da o devrde askerlik çeken kişiler konuşuyorlar ki, askerlik zamanı Türkdilli, yani müslüman ülkelerden olan gencler harbi işten uzak tutulurdu, ama hristiyan gencler hep harbi eğitim göryorlardı. Demek ki, kan bahasına yaratılan, 70 yıl ayakta durmayı beceren Sovet Sosyalist Cümhuriyetler Birliyi bir gün gücünü kaybedeceyini bilyordu, o zaman neden bir işçi partisi yaradılmasın, diye düşünülmüş ve hemen bir plan hazırlanmış. İşte buna politika derler…Galiba, Rusya Mustafa Kemal Atatürkün 29 Ekim 1933 yılında halkı karşısında olan konuşmasından haberdardı. Zaten Atatürkümüzün artık tarihin sayfalarına yazılan konuşmalarını unutmak zor. Ama Atatürk Rusya babası I Pyotrdan farklı olarak zor durumda kalan milletine hemen yardım etmenin Türkün karşısında bir vazife olduğunu söylemişti.

Atatürk diyordu: “Bugün Sovetler Birliyi dostumuz, kardeşimizdir, müttefiqimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız var, Ama yarın ne olacağını bugün hiç kim bilemez. Osmanlı gibi, Avstriya-Macaristan gibi parçalana, bölüne bilir, dünya yeni bir düzene gire bilir. Bak o zaman Türkiye ne yapmalı olduğunu bilmeli. Bizim bu dostumuzun nezaretinde dili bir, inancı bir kardeşlerimiz var. Onlara sahib çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak sadece o günü susarak, beklemek değil, hazırlanmak lazım. Milletler buna nasıl hazırlanıyor? Manevi köprülerini muhkem tutarak. Dil bir köprüdür, inanc bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Köklerimize dönmeli ve olayların böldüyü tarihimizin içinde bütövleşmeliyik. Onların(yabancı ülkelerdeki türklerin) bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerektir”.

Bu bir öncegörmeydi, bir liderin milleti için rahatsız olarak milleti karşısında olan öncegörmesi…
Ne yazık ki, PKK yarandığı zaman artık Atatürkümüz hayatta yoktu, yoksa o neyi, nasıl yapmasını iyi bilirdi…

PKK yarandı…PKK ilan edildiği tarihten itibaren, halkı devletine karşı kışkırtmak için, fesat eylemlerde bulunmuş ve bu eylemlerin sorumlusunun da devlet olduğunu iddia etmeye başladı.

Hristiyan qruplaşma-ermeni, yezidi kürdü, rus, aynı zamanda karışık milletlerin çocukları(Doğru, onların arasında Müslümanlar var, ama birtaraflı) PKK-da bir araya getirildi, Türkler mahv edildi, mahv edeninse Kürd olduğunu diyorlardı. Bu yüzden yıllardır kardeş kardeşiyle düşman, bu yüzden yıllardır kardeş kanı dökülür.

Kurucular, Kürt kökenli vatandaşlarının kendilerine ait bir ulusu olması gerektiğini, bunun için ise, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesindeki illerin tamamına yakın kısmının, devlet idaresinden kopartılarak yeni bir devlet sistemi oluşturulmasının etnik bir hak olduğu kararına varmışlardır, hatta kurmuş oldukları örgütün etnik kimliğe dayalı olmasının yani sıra, sosyalist çizgisinden de ödün vermemesi gerektiğini söylüyorlardı. “Büyük Kürdüstan” yaradılması yıllardır bu planın esas bir hissesi…

Şu planın sonu nasıl olcak belli olmasa bile, belli olan sadece bir hakikat var-Suçsuz insanlar bilerekten mahv edilir…

ULDUZE QARAQIZI
ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=