Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

Dengeli savaş şartlari

14 Mayıs 2013

Rus çarı I. Petro’nun (1625-1725) 12 bölüm yazdığı Vasiyetnameni defalarca okumuşum, aynı zamanda incelemişim…Hem şaşırtıcı, hem tuhaf, hem nefret, yani ne istersen şu vasiyetnameden anlamak mümkün…

İşte 1725. yılda 12 bölüm yazılmış Vasiyetnameni okurken hayatta nasıl bir vahşetler olduğunun farkında olursun. Belki üç yüzyıl önce düşünülerek yazılan, milletine emanet edilen bir kaç fikirler yıllar geçse bile Rus halkının hafızasından yan geçmiyor, aksine her defa Rusyaya tayin olunan yeni başçı Petro babanın yazdıklarına yeniden bakıyor, gerekirse Vasiyetnamede deyişiklikler(aceba Pyotr deyişiklik için iz vermişse) veya gerekirse ilaveler(belki ilaveler etmeye de izn vermiş, ola bilir…) ediyor.

Petro Vasiyetnamenin sonunda bakın ne yazıyor: “Benim halkım bu Vasiyetnameni mutlaka hayata geçirmeli. Bütün evlatlarım, birbirini takiben, Avrupa ülkelerinde hükümran olacaktır., zira Avrupa’nın bütün devlet kuruluşları köhnemiş ve ihtiyarlamıştır. Fakat Rus Saltanatı inkişaf halindedir, biz bu inkişafı aklımızla bulmuşuz. Gelecek nesillerimizin elinde bir “talimat” niteliğinde olsun diye, ben “Vasiyetnamemi” aşağıdaki vasiyet şeklinde yazdım” .

Tabii ki, Rus politikaçıları, aynı zamanda başçıları bugün de ulu önderleri I. Petro’nun Vasiyetnamesini, hatta Vasiyetnamede olan tüm ödevleri, tüm sözleri hayata geçirmek için çalışıyorlar. Sanki bu sözler bugün için deyilmiş, çünki baş veren olaylar bunu açık formada kanıtlıyor.
İlk defa 1738. yılda basılan Vasiyetnamenin bölümlerine bakalım, görelim Rus babasının dünya ülkeleri ile ne işi varmış.

I. Bölüm I Pyotr Rus devletini her zaman dengeli savaş şartları hazırlamaya ve bu hazırlığın Rusya’nın terakkisine sebep olması için çalışmaya çağırıyor.

Zaten Rusya hep dengeli savaş şartlarını hayata geçirerek devletinin terakkisi için çalışmış. Bu terakkinin neticesidir ki, Rusya ordu gücü bakımından dünyada 3. yere sahib.

Sadece bir örnek yeter… Baskıyla, zorluklarla, muhtelif etkilerle 15 cümhuriyeti bir araya getirerek Sovetler Birliyi adı altında 70 yıl hükümranlık etmek, özellikle türk devletlerini 70 yıl bir birlerine karşı yabancı durumda saklamak, onları dininden, dilinden uzaklaştırarak Hristiyan yapmaya çalışmak(aslında bunu tam da olmasa bazı anlamda becermişler) hatta bu cümhuriyetlerin servetlerinin belki de hepsi Rusyanın terakkisine neden oldu. Güclü ordu, çokça servetler ve de elinin altında olan kullar…Evet Rusyanın hükmranlığında olan cümhuriyetlere davranışı böyleydi-kul gibi. Buna ait kanıtlar oldukca çok. Mesela, bir halkın tarihini yanlış formada yazdırıb da sonra onu belgesel hale getirerek, sonra da serk bakışlarla “Rusları suçlu tanıtamazsınız, ne kötülükleriniz varsa kendi adınıza çıkın” gibi lafların söylenmesi bir kula olan münasabatı göstermiyor mu? Eyer halkın arasından biri bu duruma karşı çıkardısa o zaman o kul olmadığını kanıtlıyormuş, ama karşı çıkma gücünde olmayanlar kul olmayı kabulleniyordu. Ne kadar acı olsa da bu böyle olmuş, bu yaşanmış bir geçmiş…

Vasiyetnamenin II.bölümüne bakalım, bu daha ilgincdi. Milletini, halkını deliler gibi seven Petro görün ne diyor: “Savaş dönemlerinde Avrupa’dan mümkün olduğu kadar harp sergerdelerini, sulh zamanında ise, ilim adamlarını Rusya’ya celbetmeli”. Aslında akıllı bir başçıya milleti için böyle bir fikir söylemek yakışıyor zaten. Bu akıllıca haraket, bu akıllı fikir ihtiyar bir dedenin torunlarına söylediği fikirlere benziyor. Her işde güvenilir, yetenekli birileriyle bir araya gelmeye çağırış gibi. Rusya savaşda Avrupadan davet ettiyi harb serkerdelerinin gücünden, sülh zamanındasa ilim adamlarının aklından faydalanmayı iyi becerdi. Ama müslümanlardan farklı olarak hristiyanlar komşu ülkelerden davet ettikleri misafirlere başının üstünde yer vermez, onların gücünü, aklını kullanmalarına rağmen onlarla sadece sıradan biri gibi davranır, işte o kadar.

III. Bölüm daha korkunc…

“Avrupa ülkeleri arasında fitne-fesat türetmek, aralarında zıddiyet yaratmak ve bu işte onlardan biri ile işbirliği içinde olmak lazımdır. Özellikle Alman halkı arasındaki kaynaşma ve kargaşalıklarda faal bir yer tutmaya çalışmalı. Zira onlar bizimle hemhudut ve bize bitişiktir”.

Kimlerinse canını yakmakla, kimlerinse arasında fitne-fesat, ziddiyet yaratmakla kendini dünya ülkelerinde iyi biri gibi tanıtmak, hatta aralarını pozduklarından biri ile işbirliyi kurmak ve daha neler, neler yapmak neden bir ihtiyar başçını bu kadar düşündürmüş ki, neticede de o bunları düşünmekle, hayata geçirmekle kalmamış, hatta Vasiyetnamede de yazılkı olarak uyarmış…

1941-1945. yıllar Almaniya Rusyaya baskın yaptı. Bu savaş sadece Ruslar içindi. Ama zorla Sovetler Birliyinde bir arya getirilmiş cümhuriyetler de bu savaşa katıldı. Bu savaşda suçsuz insanlar kurban gitti, bilyorsunuz işte, ama Rusya kazanmağı becerdi. Çünki yalnız değildi, 15 cümhuriyetin çevresinde saklanarak kendini ve topraklarını korumayı becerdi. Aslında Rusya bu savaşda Petronun dediyi gibi, hem Avrupa ülkelerinden davet ettikleri, aynı zamanda baskı altında olan halkların gücünü, aklını kullanarak zafer çalmışdı. Şimdi de o zafer günü kutlanılır…9 Mayıs-ZAFER günü…

Belki Almanyanın lideri Hitleri de hiddetlendiren Vasiyetnamedeki bölümler, özellikle kendi ülkesi hakkında denilen fikirlerdi? Bilyormusunuz, insanı şaşırtan ne? Bu kadar iyrenc fikirler olan bir vasiyetname neden tüm dünyaya bilerekden yayılmış, Rusların maksadı ne? Neden Ruslar kendi pisliklerini yazı üzerinde bu kadar açık şekilde ortaya koymalarına rağmen, görüntüde kendilerini barışsever, sayqılı gösteriyorlar?

ULDUZE QARAQIZI
ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=