Lütfen bekleyin..
Ali Coşkun

Ali Coşkun

Zengin zenginleşiyor, fakir fakir kalıyor

11 Ekim 2014

“TÜİK” 2013 yılı gelir dağılımı hesaplarını açıkladı. Aynı konuda 1 Ekim 2013 tarihinde yazmış olduğumuz yazımızdan bugüne dikkat çekecek yeterli bir iyileşme görülmüyor. Nüfusun en zengin yüzde 10’u milli gelirden yüzde 29,7 pay alarak daha da zenginleşirken, en fakir kesim yüzde 2,5 pay alarak fakirliğini sürdürüyor. Öyle ki en zengin kesimle, en fakir kesim arasında 11,8 kat gelir farkı mevcut.

Bu dengesizlik coğrafi bölgeler arasında da devam ediyor. Yıllık hane halkı kullanılabilir gelir seviyesi; İstanbul Marmara bölgesinde 18.248,TL’yken, Batı Anadolu bölgesinde 16.294,TL, Güneydoğu da ise 6.920,-TL olarak belirlenmiş durumda. Evet ekonomimiz büyüyor, milli gelir ve ona bağlı olarak hane geliri de artıyor ancak toplumun tüketim eğilimi, nüfusumuzdaki artış ve hane içindeki diplomalı genç nüfusun işsizlik sorunları, hane halkının yüzde 39,1’nin kirada oluşu, kiraların ise giderler içinde ilk sırada yer alışı zengini zengin, fakiri fakir bırakıyor.

GELİR DAĞILIMI DENGESİZ

Gelir dağılımındaki dengesizliklerin en belirgin etkisi bilindiği gibi öncelikle işsizlik, fakirlik sonucu zengin bölgelere göçlerin oluşu, böylece büyük şehirlerde gecekondulaşma, çarpık yapılaşma ve birçok sosyal sıkıntıların gelişmesine zemin hazırlamasıdır. Özet olarak gelir dağılımındaki dengesizlik; fakirin çektiği çile yanında, zenginin de huzurunu bozacak sorunları beraberinde getiriyor. Zira nüfusumuzun yüzde 15’i ciddi yoksulluk riski altında yaşamını sürdürüyor.

Diğer taraftan toplumun bir bölümü gösteriş ekonomisi diyebileceğimiz bir eğilimle israf içinde yaşarken yüzde 26,3’lük bölüm, borç ve taksit ödeme baskısı altına girmiş durumda. Üç milyon insan, kredi kartı borcunu ödeyemediği için icra kapılarında sürünüyor. Kaldı ki; stratejik konumda olan ülkemizin sınırlarında ve tüm Ortadoğu da sıcak çatışmalar, terör olayları giderek siyasi, askeri ve mali risklerimizi arttırmakta. Gelişmeler sonucu belirsiz bir mecraya doğru sürüklenilmektedir.

Olup bitenlere, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm dünya seyirci kalıyor, Türkiye zulümden kaçan insanların, sığınağı haline geliyor. 2 milyonu aşan sığınmacının getirdiği mali yük ve zaman zaman meydana gelen çatışmalar, sosyal patlamaların sebep olabileceği gelişmeler düşündürücüdür.

Gelinen bu nokta da başta kamu maliyemizin gösterişli lüks kamu binaları ve makam araçları başta olmak üzere sıkı bir tasarrufa yönelmesi, halkımızın aşırı tüketim ve gösteriş ekonomisi davranışlarından uzaklaşması ve her alanda israfın önlenmesine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Çevremizde ve tüm dünya pazarlarındaki olumsuz gelişmeler ekonomimizin sürükleyici gücü olan ihracatımızı da olumsuz yönde etkileme eğilimindedir. İhracatın hedeflenen seviyelere erişememesi, güven ortamının bozulması, yatırım ve üretimimizi de etkileyebilir. Var olan işsizlik tırmanışa geçerken, dış ticaret açığımızın büyümesi, sıcak paranın piyasa üzerindeki baskısı ekonomimizi döviz, faiz, borsa çalkantısına sürükleyebilir. Zaman kaybetmeden ve elde edilen kazanımları yitirmeden kendimize çeki düzen vermemiz gerekiyor.

Mihenk Taşı
Ali Coşkun
58 ve 59 Hükümette Sanayi ve Ticaret Bakanı
İş Dünyası Vakfı Başkanı
coskun@turcomoney.com

Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=