Lütfen bekleyin..
Dr. Fatih Anıl

Dr. Fatih Anıl

Pandemide Almanya ve Güney Kore örnek alınmalı

1 Eylül 2020

*Piyasalarda şu anda hem arz ve hem de talep tarafında sıkıntı vardır ve bir an önce reel sektörün ne şekilde çalışabileceği planlanmalı. Tüm şirketler ve devlet bütçesi yeni koşullara göre revize edilmeli. Olayı başarıyla yöneten Almanya ve Güney Kore örneği incelenmeli ve destek alınmalı.

*Sağlık kuruluyla koordineli çalışacak, ekonomi kurulu ve tarım kurulu ivedilikle oluşturulmalı. İçinde yaşanan ortam tarımda kendi kendine yeterliliğin önemini bir kez daha gösterdi. Ekonomik Kurul’da akademisyenlerin yanı sıra, sanayi odaları, ticaret odaları gibi kuruluşların temsilcileri bulunmalı

*En çok sıkıntıya giren sektörler: Turizm, perakende, kapanan alışveriş merkezleri, havayolu şirketleri, hizmet sektörü ve tüm reel sektör… İşsizlik patlayacak ve asıl sorun olarak önümüze gelecek. Asıl sıkıntı virüs nedeniyle değil, evde oturup işini kaybedecek olan insanların stres nedeniyle bağışıklık sistemlerinin çökmesinden olacak.

Koronavirüs olayındaki son gelişmeler bize birkaç ayda dünyanın nasıl kepenk indirdiğini gösteriyor. Olayın ilk olarak Aralık 2019’da Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıktığı söylense de, belki de daha öncesinde vardı ve bir tür grip olarak var sayılıyordu. Bir doktorun belirttiği gibi “koronavirus yüzlerce yıldır yeryüzünde olan ve her yıl yüz binlerce insanın ölümüne sebep olan grip virüsünün değişime uğramış son hali.”

Dünyada yıllık kayıtlara geçen, grip nedeniyle ölüm vakası ortalama 650 bin kişi, aylık yaklaşık 55 bin kişi, 3 ay olarak bakarsak 165 bin kişi… Konuya bu taraftan bakarsak, 5 yıl önce babamı zatürreye bağlı organ yetmezliğinden kaybettiğimiz söylenmişti, yani olay aslında gripti (91 yaşındaydı).

Salgın olayı gündeme gelinceye kadar, İspanyol gribinden bu yana gripten ölüm sayılarına bakmaz olduk, birçok kişi aslında gribin tetiklediği hastalıklardan ölüyordu, şimdi daha iyi anlıyoruz.

DÜNYA EKONOMİK OLARAK BÜYÜK ÇÖKÜŞ SÜRECİNE GİREBİLİR

Bu yazımda tıp doktorlarının uzmanlık alanına girmek istemiyorum fakat dünya ekonomik olarak, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğü en büyük çöküş sürecine girebilir.

Olayı doğru yönetebilen Almanya, Güney Kore gibi ülkeler varken, Çin olayın ortaya çıktığı ülke olmasına rağmen şu anda tüm dünyaya olayın üstesinden geldiğini ve artık salgının merkezinin Avrupa olduğu bilgisini yayarak olayın psikolojik yanını kendi üzerinden atıyor.
Arkadaşlar, grip nedeniyle kayıpları bir yana bırakalım Birleşmiş Milletler verilerine göre, yılda yaklaşık 10 milyon kişi açlıktan ölürken bu kadar paniklemiyoruz.

Yaratılan kriz ortamında asıl sıkıntı virüs ötesinde panik ortamıdır. Doktor arkadaşların söyledikleri, bu virüs ancak güçlü bağışıklık sistemiyle yenilir. Toplumun büyük bir çoğunluğu bu virüsü alarak antikor oluşturabilecek ve sonunda virüs yenilecek fakat süre belirtilmiyor belki de aylarca sürecek.

TEK ÇÖZÜM; EVDE KALIN, VİRÜS YAVAŞ YAYILSIN

Krizin bize gösterdiği dünya çapında olayı yönetebilen bir yapının olmaması; Dünya Sağlık Örgütü olayı yönetemiyor.

Evet, ilaç yok geliştirilmeye çalışılıyor.

Uzmanlar bir anda birçok kişinin hastanelere giderek sistemi kilitlemesini önlemeye çalışıyor (İtalya örneğinde olduğu gibi). Şu ana kadar tek çözüm; evde kalın, virüs mümkün olduğunca yavaş yayılsın, bir doktor arkadaşın deyişiyle antikor oluşturanların sayısı artsın ve olay çözülsün.

KAZANAN VE KAYBEDEN SEKTÖRLER…

Şimdi konuya bir de şöyle bakalım; duran ekonomi dünya genelinde kapanan işyerleri, faaliyetlerini durduran fabrikalar, hepten duran hizmet sektörü…

En çok sıkıntıya giren sektörler: Turizm, perakende, kapanan alışveriş merkezleri, kapanan havayolu şirketleri, hizmet sektörü ve tüm reel sektör… İşsizlik patlayacak ve asıl sorun olarak önümüze gelecek.

Peki kazananlar tüm gıda şirketleri, internet üzerinden iş yapan dağıtıcılar, deterjan, koruyucu kıyafet, kolonya ve daha birçok şirket tüm zamanların rekor satışını yapıyor.

Asıl sıkıntı virüs nedeniyle değil, evde oturup işini kaybedecek olan insanların stres nedeniyle bağışıklık sistemlerinin çökmesinden olacak. Hayatını emeğiyle özellikle hizmet sektöründe kazanan emekçiler yaşamlarını nasıl sürdürecek?

Peki çözüm?

Özellikle kamu bütçesi bizim gibi ülkelerde dolaylı vergilerle finanse olmaktadır, ne demek dolaylı vergi? Alışveriş esnasında ödediğimiz KDV ve ÖTV (özel tüketim vergisi)… Devlet gelirlerinin yaklaşık yüzde 60’ı buradan gelmektedir ve sistem kapatıldığı için kişiler, kurumlar ve devlet çok ciddi gelir kaybına uğramaktadır. Burada dış ticaret konusu çok önemli olduğu halde girmiyorum, başka bir yazıda detaylı açıklamamız gerekiyor.

HALK VİRÜS KONUSUNDA DOĞRU BİLGİLENDİRİLMELİ

Halk virüs konusunda doğru bilgilendirilmeli her kafadan ses çıkmadan, bir doktor arkadaşın dediği gibi, “hastanelerde yapacak çok bir şey yok, virüsten şüpheleniyorsanız öncelikle kendinizi evde karantinaya alıp bağışıklığınızı artırarak yenmeye çalışın, hastane son çare olmalı, hastaneye sağlam gidip virüsü alarak çıkabilirsiniz.”

Ekonomik faaliyetler kademeli olarak başlamalı, aksi takdirde hepimiz çok büyük bedel ödeyeceğiz, virüs ağırlıklı olarak 80 yaş ortalamasına zarar veriyor. Bu şu demek 70 ile 90 yaş aralığında olanlar kendilerini maksimum derecede korumalı ve evden çıkmaları kendilerine zarar vereceğinden, olay etkisini azaltıncaya kadar evde kalmaya devam etmeli.

Ekonomik aktivite daha çok ortalama 35 yaş civarı emek üzerinde yoğunlaşmakta ve bu insanlar virüsten en az etkilenen gruptur. Bu grubun evde kalması psikolojik olarak zarar verecek. Toplum sağlığı ve işsizlik genç ve orta yaş kuşağı olumsuz etkileyeceğinden ödenecek bedel virüs ötesi olabilir.

EKONOMİ VE TARIM KURULU OLUŞTURULMALI

Piyasalarda şu anda hem arz ve hem de talep tarafında sıkıntı vardır ve bir an önce reel sektörün ne şekilde çalışabileceği planlanmalı. Tüm şirketler ve devlet bütçesi yeni koşullara göre revize edilmeli.

Sağlık kuruluyla koordineli çalışacak, ekonomi kurulu ve tarım kurulu ivedilikle oluşturulmalı. İçinde yaşanan ortam tarımda kendi kendine yeterliliğin önemini bir kez daha gösterdi. Ekonomik Kurul’da akademisyenlerin yanı sıra, sanayi odaları, ticaret odaları gibi kuruluşların temsilcileri bulunmalı.

Olayı başarıyla yöneten Almanya ve Güney Kore örneği incelenmeli ve destek alınmalı.

Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=