Dış ticarette hedef; sürdürülebilir cari fazla olmalıdır - Haber 1Haber 1

Dış ticarette hedef; sürdürülebilir cari fazla olmalıdır

Dış ticarette hedef; sürdürülebilir cari fazla olmalıdır

15 Ekim 2021 - 19:54

ABONE OL

Japonya, Kore ve Çin gibi ülkelere baktığımızda, sürdürülebilir kalkınmayı cari fazla vererek sağladıklarını görüyoruz. Bunun için ihracatı stratejik hedef yaparak, daha çok dünya pazarları için üretim yapıp ihraç ederek cari fazlaya ulaştılar ve ülkelerinin sürdürülebilir sürekli gelir artışını sağlayarak kişi başı gelirlerini gelişmiş ülkeler seviyesine taşıdılar.

Kalkınma sürecinde ve çabası içinde olan ülkemizin en önemli ekonomik sorunlarından biri sürdürülebilir kalkınmayı sağlayamamak oldu. Yeterli sermaye birikimi ve iç tasarruf yetersizliği, ülke dışından borçlanarak sermaye ve kaynak temini bize kalkınma için kaynak sağlarken, cari denge krizleri sürekli ekonomimizin yumuşak karnı oldu ve finansal krizlerle karşılaşarak sürdürülebilir büyümeyi sağlayamadık.

1950’lerden bu yana, bir kaç yıl hariç hep cari açık verir olduk ve maalesef döviz krizleri ve devalüasyonlarla boğuşur olduk. Cari fazla verdiğimiz yıllar, büyümenin eksi ve döviz krizinin olduğu yıllardır.

Bu kriz yıllarında, ekonomi döviz yokluğu nedeniyle duvara toslamış, ekonomik büyüme eksiye dönmüş ve bizim döviz bulmak için IMF’nin kapısını aşındırdığımız ve istikrar programları yapmak zorunda olduğumuz yıllar oldu. Bir türlü iki yakamızı bir araya getiremedik. Sürekli ve istikrarlı büyümeyi sağlayamadık. Tabii ki gelişmiş ekonomiler seviyesini yakalayamadık. İki ileri bir geri giderek yerimizde patinaj yapar olduk.

CARİ AÇIK PROBLEMİNİN ÇÖZÜMÜ NEYDİ?

Acaba bu durum bizim için kader mi idi? Cari açık probleminin çözümü neydi? Dünyada daha önce cari açık sorunu yaşayan, büyümelerini finanse edemeyen, ülkeler ne yaparak bu sorunu aşmışlar ve ülkelerini yüksek gelirli ülkeler seviyesine taşımışlardı?

Örnek ülkeler olarak aynı dönemde Japonya, Güney Kore ve Çin gibi ülkelere baktığımız da, sürdürülebilir kalkınmayı cari fazla vererek sağladıklarını görüyoruz. Bunun için de, döviz kazandırıcı faaliyet alanı ihracatı stratejik hedef yaparak daha çok dünya pazarları için üretim yapıp ihraç ederek cari fazlaya ulaştılar ve ülkelerinin sürdürülebilir sürekli gelir artışını sağlayarak kişi başı gelirlerini gelişmiş ülkeler seviyesine taşıdılar.

Bizim de yapmamız gereken, benzeri yöntemleri kullanarak üretim yapımızı yurt içinden ziyade yurt dışı satışa yönelik hala getirmeliyiz. Öncelikle, dünyanın her tarafına mal ve hizmet ihraç edebilir hala gelmeliyiz. Devletimiz döviz kazandırıcı faaliyetler için daha etkin ve makul finansal destekler sağlamalı.

EKONOMİNİN TEMEL DİNAMOSU İHRACAT OLMALIDIR

Ekonominin temel dinamosu ihracat olmalıdır. Maalesef başka bir yol da yok. Yeni teknolojiler geliştireceğiz, üreteceğiz ve dünyaya satacağız. Elde ettiğimiz döviz fazlasıyla da yeni yatırımlar yaparak büyüme ivmesini geliştirerek mili gelirimizi artırarak gelişmiş kendi kendine yeterli ülkeler seviyesini yakalayacağız.

Ülke olarak bunu yapabilecek yetkinliğimiz, gelişmiş sanayileşme kapasitemiz ve imkanlarımız vardır. Ancak, öncelikle kendimize güvenmeli ve mevcut stratejik planımızı dış satıma yönelik hala getirmeli ve konuya ilişkin seferberlik oluşturmalıyız. Aslında bu konuda son yıllarda çok ciddi adımlar attığımızı, teşviklerin artırıldığını, Merkez Bankası kaynaklarının ihracatı finanse etmede daha etkin hale getirildiğini görüyoruz.

ERDOĞAN: İHRACAT GELİŞTİRME FONU KURACAĞIZ

Eylül ayında, İhracatçılar Meclisi’nin Genel Kuruluna katılan Cumhurbaşkanımız; ihracatımızın 17 Eylül itibariyle yıllık bazda 211 milyar dolar olduğunu, ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 85’e yükseldiğini, Türkiye ihracatının dünya ihracatındaki payının yüzde 1’lik kritik seviyeyi aştığını söyledi. Ayrıca, Türkiye’ye uçuş mesafesi üç saatin üzerinde olan uzak ülkeler için ihracat hedefleri belirlediklerini ve ihracatı artırmak amacıyla İhracatı Geliştirme Fonu kuracaklarını ifade etti.

Bu yolda olumlu bir süreç yakaladığımızı, süreci stratejik hedefe bağlayıp en az üç yıl cari fazla verebilecek bir seviyeyi hedeflemeliyiz. Ondan sonra cari fazlalar ekonomiyi kendi kendini sürekli finanse edebilir hale getirecektir. Diğer yandan, kimseden para dilenir durumda olmayacağız ve kendi sürdürülebilir büyümemizi kendimiz finanse edeceğiz. Kimseye borçlanmayacağız, yüksek faizler ödemeyeceğiz. Kırılganlıklarımız sona erecek.

Türkiye, bölgemizin en gelişmiş ekonomisidir. Siyasi istikrarımız vardır. Bölgemizdeki ülkeler için yatırım ve cazibe alanıdır. Eğer biz bu cari açık meselesini çözme konusunu biraz daha ciddiye alır ve gereklerini yaparsak, sürdürülebilir kalkınmayı sağlar ve gelişmiş ekonomileri yakalarız.

Osman Akyüz

Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Genel Sekreteri

[email protected]

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.